|
Mahalle sözcüğü bilmem sizlere neleri çağrıştırıyor ama bana, önce sokakları, o sokaklara açılan kapıları ve o kapılardan içeri girdiğinizde sizi kucaklayan komşuları, mahalle arkadaşlarıyla güle oynaya okula gitmeyi, komşuya alınan haftalık mecmuaları birlikte heyecanla bekleyip keyifle okumayı, duvarda oturup geleni gideni seyretmeyi, bahçelerimizde evlerden getirdiğimiz annelerimizin özenle hazırladığı yemekleri birlikte yemeyi, mahallenin büyüklerinin örnek oluşları ve yol göstericiliği, mahalledeki bir evin acısının tüm mahallenin acısı, mutluluğunun ise tüm mahallenin mutluluğu olduğunu, hiçbir zaman barışmayacağım diye akşamüstü ayrıldığın arkadaşınla ertesi gün kol kola girmeyi, kin tutmamayı, evde kimse yoksa kapısını vurup annenin gelmesini rahatlıkla bekleyebildiğin sıcak yuvaları, sevildiğini hissetmeyi, her şeyden öte güveni, bana bu mahallede hiçbir şey olmaz duygusunu hatırlatıyor.
Nerede eski mahalleler demeyeceğim, çünkü onlar yaşandı ve bitti.
Sevgili mahalle arkadaşım, sıra arkadaşım Bilgin Hasdemir, kitaplarının birinde bizim mahalleyi pek güzel anlatıyor, onun gibi anlatamayacağıma göre, kendimce mahalle kültürünün anlamını ve çocuklara neler kazandırdığını anlatmaya çalışacağım.
Ben herhangi bir sözcüğü kendimce anlamlandırmak istediğimde, kendime, şu soruyu sorarım. ‘Sözcüğü, tıpkı içi görünen bir nesne gibi görebilseydim onun içinde neler görürdüm?’ Bu soruyu cevaplayabildiğimde benim için o sözcük anlam kazanmış olur.
Mahalle Kültürü sözcüğüne de bu şekilde kendimce anlam vermeye çalıştım. Kültür sözcüğü, özellikle öz Türkçeyi çok güzel kullanan bazı yazarlar tarafından ‘ekin’ olarak da kullanılmaktadır. Bence pek de güzel. Peki, bu sözcüğün içinde neler görüyorum? Ekmek, üretmek, yetiştirmek, geliştirmek, nesilden nesile aktarmak ve aktarılanların özelliklerini kaybetmeden devam etmesini sağlamayı görüyorum. Yukarıda benim mahallemde yaşananları bu bağlamda değerlendirdiğimde, bizlere neler vermişler bizden sonra gelecek nesillere aktaralım diye…
Koşulsuz sevmek, hoşgörü, yardımlaşma paylaşma, örnek olabilme ve güvenebilme Bu gün bunların hangisi var ya da hangisini yeni yetişmekte olan nesil yaşıyor ve daha sonra ki nesillere aktaracak, gerçekte bunları elde edebilmek için onlara olanak tanıyor muyuz?..
Giderek sıkışmış zaman ve mekân dilimi içinde yaşanan hayatlar…
Mahallenin sokağı kalmadı. Bahçe içinde evlerin yerini kocaman apartmanlar aldı. Çocukların birlikte oyun oynayacakları alanlar azaldı. Büyüyen şehirler mahalle kültürünü-ekinini yutmaya başladı. Büyüyen şehirlerde, bireylerin birbirini tanıması ve etkilemesi azaldı. Kokusu, rengi ve sesi kalmadı yaşam alanlarının. Ruhu olan, her şeyiyle yaşayan mahalle kalmadı.
Bir Afrika atasözü vardır, ‘her çocuk bir köy ister’. Her çocuk ait olduğu bir mahalle ister, çünkü bu mahalle onun yaşamı adına bir kütüphane gibi çalışır ve öğretir. Benim derdim eskiye bulmak ya da aramak değil, yaşadığımız koşullara ve zaman dilimine uygun, çocuğun dostu olan, ona yaşamın renklerinin ve güzelliklerinin en azından bir kısmını sağlayabilecek ortamlar yaratabilir miyiz sorusunu cevaplamaktır.
|